efePau Gasol, Spurs’e transfer oldu. Kitlesel bir şirket-içi rotasyon yaşıyoruz adeta bu yaz döneminde. NBA yıldızları, sanki bilgisayar oyunlarında Fantasy Draft yapmışız gibisinden yer değiştiriyor. Alışmak zaman alacak.

 

Biz bizim ana meselemize dönelim. Olimpiyat elemelerimiz, TSİ 13.30’da başlıyor. Dün, İtalya, Letonya ve Yunanistan güle oynaya ilk maçlarını kazandı; Sırbistan ise, zorlanmasına karşın yapması gerekeni yapıp Porto Riko’yu aştı. Sıra, bizim Filipinler etabında. İki grupta 6 takım var, çapraz eşleşmeler, final niteliğindeki müsabakalar hiç eksik olmayacak.

 

Bizim grupta çok kara bir haber, yani Kanada yer alıyor (ne vardı Venezüella’ya yenilecek!). Andrew Wiggins ve Kelly Olynyk katılmasa bile, yine de bilhassa pota altında çok kuvvetli bir rotasyonları ve 5 NBA oyuncusu barındıran bir kadroları var. ABD’ye, yani NBA’e çok fazla oyuncu yollamaya başladıkları için fizikleri iyice gelişiyor. Cory Joseph geçen yıl, özellikle de play-offlarda Toronto Raptors benchinden çok kilit işler başardı. Brady Heslip muhakkak ki dış şutlarıyla çok canımızı yakacak. Birch’ü zaten ligimizden “double-double makinası” ve süper atlet olarak tanıyoruz, blokları asap bozacaktır. Bennett bir hayal kırıklığı, ama hücum repertuarı geniş ve tehlikeli bir uzun. İhtiyar delikanlı Joel Anthony de göreve gelmiş. Yetmezmiş gibi, bu yılın şampiyonu Cavs’in as pota altı ismi Tristian Thompson da kadroya katılıyor. Savunması içler acısı olsa bile, uluslararası arenada sırıtmayacaktır. Kısacası, işimiz zor.

 

Diğer “arkadaşımız” Senegal ise, N’Diaye ve Dieng gibi ağır topları olmadan buraya katılıyor – sanki en baştan iddiasız gibiler. Atletizmleriyle bizi yorabilirler, ama hepsi bu.

 

Karşı grupta Kanada’dan beteri, yani Fransa var. Kadrodaki tek hakiki eksikleri Rudy Gobert. Kalan kim varsa yine üşenmemiş gelmiş. Parker, Diaw, Batum, Heurtel, Moerman, De Colo, Ajinca, F. Pietrus derken say say bitmiyorlar. Demek ki bu Olimpiyatlar pek mühim bir olay, evet. Filipinler de var o grupta, ve biz işimizi tam yaparsak çapraz eşleşmede Andray Blatche ve saz arkadaşlarıyla bu yaz 3. kez karşılaşmamız gerekecek. Tenorio, William, Norwood, (gelirse) Dalistan Lee, Pingris gibi isimlerle 2014’ten beri parkelere neşe katıyorlar. Belki Yeni Zelanda’ya yenilebilirler, ama Webster kardeşler, Fotu ve Vukona’nın epey mesai yapması gerekecek bunun için.

 

Diğer gruplarda Çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan gibi ekipler, favori görülen Letonya ve İtalya’ya nahoş sürprizler yapabilirler, ama bu kısmı bizi alakadar etmiyor.

 

Biz neler yapabiliriz?

 

Kadroya bakalım önce hele bir;

 

Oyun kurucular: Bobby Dixon, Kenan Sipahi, Ender ArslanEnder uğruna, savunma sistemimize cuk oturan, şutu olmasa bile penetreleriyle işi bitiren bir Doğuş’u kadrodan kestik. Ender, hazırlık maçlarında öyle pek göz doldurmasa bile, demek ki Ergin Hoca’nın bir planı var ona dair. Dixon sezonun ikinci yarısıyla büyük çıkışa girdi, fakat her kulvarda final oynadıkları için fazla yoruldu. Üstelik Yunanistan maçlarında Antetokounmpo kardeşler onu epey yıprattılar. Ama halen daha eli en temiz dış skorerimiz konumunda Dixon. Kenan’dan ise bu yıl çok ümitliyim, Karşıyaka’da oyununu epey düzeltti. Tek eksiği, eskiden alamet-i farikası olan dış şutları. Kenan harici hakiki bir oyun kurucu yok bu rotasyonda, fakat Ergin Hoca’nın sisteminde buna pek gerek de yok (Mehmet bu yüzden kadrodan gönderildi). Maksat, setler yürüsün. Bunu da 80’lerdekinin aksine bir tek oyun kurucuya yıkmıyoruz. Açıkçası, guardlarımızın hiçbirisi bu seviyedeki bir basketbol için uygun fiziğe sahip değil. Savunma açısından da bir tek Kenan bir şeyler vaat ediyor (evet, Dixon halen istikrarlı değil). Doğuş’a Ender’i tercih etmek ne denli isabetli olacak, orası meçhul.

 

Şutör guardlar: Sinan Güler, Melih Mahmutoğlu, Furkan Korkmaz: Bu üç isimden Sinan combo guard, Furkan ise swingman (yani 2 ve 3 numara) oynayabiliyor. Sinan hariç savunmada söz söyleyebilen pek kimse yok burada, fakat Furkan atletizmi ve enerjisiyle bir parça toparlıyor eksikliklerini. Melih ve Furkan, ritimlerini buldukları takdirde çok sağlam dış şut katkısı veriyorlar, fakat ritmi bulmak büyük bir sorun olabiliyor. 2014’te sadece dış şut sokamadığımız için Ukrayna ve Litvanya maçlarını kaybetmiştik; bu defa o kritik boş şutların girmesi şart. Sinan da Dixon kadar yorulduğu için Furkan’ın enerjisine, Melih’in de bitiriciliğine çok muhtacız. Belki de bizim tüm planlarımızı, Göksenin’in sakatlanıp kadrodan yine çıkartılması bozdu…

 

Kısa forvetler: Cedi Osman, Birkan Batuk: Cedi, her iki forvet pozisyonunu birden oynayabiliyor, bu bizim avantajımıza. Bu yıl Efes’te hiç de fena işler yapmadı, bu da avantaj. Esasen Cedi’nin tek eksiği, ceza şutlarını yüksek yüzdeyle bitirebilmek. Bunu da yaparsa, 3 numarada gönül rahatlığıyla oynayabiliriz. Lakin Ergin Hoca, kendi sisteminde kanat adamlarının (yani 3-4 numaranın) dış şutlarını çok önemser. Umarız Cedi burada üzerine düşeni yapabilir. Sözün özü, şu an Cedi her anlamda kadrodaki en iyi ve komple oyuncumuz, ama stilinin ötesinde oynaması gerekecek. Birkan ise, Karşıyaka günlerinden bu yana (aşil sakatlığını da unutmayalım) sürekli geriye giden bir cevherimiz. Birebirleri, step-back şutları, penetreleri hep sararıp soldu. Burada dış şut ve değişmeli savunma katkısı vermek ZORUNDA. Sezon boyu vasat kaldı, burada da yavaş kalacaktır. Üstelik, 2 numaradaki sorun burada da vaki: Birkan, fiziken turnuva şartlarının gerisinde. Birkan için, sakatlıktan dönen Can Mutaf feda edildi, oysa Can, sakatlık-form durumu dışında Birkan’dan çok daha iyi bir dış skorer ve dinamodur – Birkan bunların farkına varmalı..

 

Uzun forvetler: Samet Geyik: Cedi’nin veya Oğuz’un Samet’i yedekleyeceği aşikar. Bu uğurda Barış Hersek (üstelik hazırlık maçlarında hiç de fena bir hücum performansı sergilememişken) kadrodan çıkartıldı. Hoş, Barış’ın varlığı bize kademe atlatmıyordu, yine atlatmayacaktı; fakat ‘tek yol Samet’ tercihi benim açıkçası hoşuma gitti. Ersan İlyasova ve Enes Kanter’i bu turnuvaya getiremediğimizden, Kerem milli formadan emekli olduğundan, Emir’i ve 4 numaradan kurduğu oyunları da istemediğimizden, deneysel bir yaklaşım benimsiyoruz ve benim 3 senedir çok şeyler beklediğim genç Samet’i as oyuncu olarak kullanıyoruz. Hücumunda bir sorun yok; geçtiğimiz yıllara nazaran daha az şut, daha çok post oyunları tercih ediyor – lakin burada Ergin Hoca ona epey dış şut denettirecektir. Fiziği, enerjisi ve atletizmi şimdilik yeterli sayılır; üstelik hem savunmada hem de her iki potadaki ribaunt mücadelelerinde hırsı ve konsantrasyonu ile Samet göz dolduruyor. Bana kalırsa bu turnuvadaki en kilit oyuncumuz Samet, ve yine bana göre, en iyi oyuncumuz da o olacak. Fakat iş, 4 numarayı kotarmakla bitmiyor, çünkü…

 

Pivotlar: Semih Erden, Ömer Aşık, Oğuz Savaş: Evet, işte geldik “çünkü”ye… Bundan 2 yıl önce böylesi bir rotasyona kimse hayır demezdi, belki yine demez. Ama Semih halen devamlılık-istikrar sorunuyla boğuşuyor, Oğuz bu yıl Daçka’da hiç (evet, kendimizi kandırmayalım: hiç!) oynatılmadı, Ömer ise NBA’de (sanırım büyüme hormonları yüzünden vücudunun çökmesinin etkisiyle) sakatlıklarla boğuştu ve felaket bir sezon geçirdi. Ömer ki, serbest atış yüzdesine rağmen bu kadronun pota altındaki umududur; ama bu yıl hiç hazır değil. Hazırlık maçlarında gördük ki, normal kalitesinden 4 basamak aşağıda oynuyor. Bakalım toparlanabilecek mi, yaparsa da ne vakit yapacak? Semih sırtı dönük oyun ve yavaş tempo için hücumda biçilmiş kaftan, ama ikili oyun savunamamayı ve odaklanamamayı sürdürüyor. Oğuz ise… Bakalım ne kadar paslanmış? Şahsen ben, Oğuz yerine Emircan, Furkan Aldemir veya Egemen’in getirilmesini (Sertaç Şanlı’ya bile razıydım) yeğlerdim. Ribauntlarda ve pota altı savunmasında, hakkımızda hayırlısı…

 

Savunma yapmalıyız, bu bizim ana silahımız, biliyoruz. Yarı sahada rakip guardlara baskı, her şeyin anahtarı. Tüm medya, hazırlık maçlarını takımın ölçütü zannediyor, fakat hazırlık maçları, Ergin Hoca için (Tanjevic’te de öyleydi) hakikaten “hazırlık” maksadını taşıyor. Yani deneysel yaklaşıyor ve yeni bir şeyler deniyor sadece; aslında alıştığımız sistemi katiyen terk etmiyor. Tabi bunu sahada göstermediği için de, seyirci telaşa, endişeye kapılıyor. Ben 3 yıldır buna hem şahit, hem de kefilim – bildiğimiz gibi savunma yapacağız. 2014 hariç, son 20 yılın en zayıf kadrosuymuş gibi görülebilir bu ekip, fakat emin ellerdeler. Ersan ve Enes’in eksikliği tabi ki can yakıyor; ama eldeki malzemeyle Ergin Hoca yine bir kalite yaratacaktır. 70 sayıdan fazla yersek zaten kazanma ihtimalimiz çok azalıyor, tabi bir de ribaunt ve top kaybı konusunu sağlama almak lazım. Gerisi, sahadaki mücadelemize bağlı.

 

Senegal’i (umarız sakatlık olmadan) geçeriz. İlk maçımız, yani Kanada maçı şansa, olası bir Fransa maçı ise mucizelere bağlı. Yani tüm şartlar lehimize olursa ve dış şutörlerimiz iyi günündeyse kazanabiliriz bu maçları. Tabi bir de çapraz eşleşmeden Filipinler – Yeni Zelanda gelebilir, onlarla da başa baş mücadele etmeliyiz.

 


Kısacası, işimiz zor, ama umutsuz değiliz.
Kenan, Furkan, Cedi ve Samet için bir hayli kıymetli tecrübe anlamını taşıyacak bu turnuva, ve keşke Can Mutaf ile Egemen de aynı tecrübeden yararlanabilseydi. Geçiş hücumlarında hızlı olamasak bile, çabuk geri koşmak ve kolay basket yememek lazım. Ayrıca bu dönemde Sinan’dan çok fazla şey ummamak gerekiyor, kendisi çok yorgun. Bence yük, Samet – Semih – Cedi – Kenan kanadının omuzlarında. Tempoyu düşürdüğümüzde, tüm rakiplerimize nazaran daha avantajlı olan taraf biziz – 2. Yunanistan maçında bunu bir kez daha gördük.

 

Başarılar dileriz…

 

Herkesin Ramazan Bayramı kutlu olsun…

 

Yazarın diğer yazılarına erişmek için tıklayın

 

mail: efe.ozenc@abcspor.com

twitter: @efe_ozenc

Youtube: Turuncu ve Siyah Kadar Yuvarlak

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz