AKTİF YAZARLAR BRUNO MONTE

İKİSİYLE DE OLMAZ

Adam fabrikada bir bekçi ama aslında gözlem yapma hastalığına tutulmuş bir gözlemci ve bunu da sürekli dile getiriyor:
– Ben bir gözlemciyim diyor, hem de uluslararası çapta bir gözlemciyim diyor, röntgenci seyrettiği şeyden, gözlemci ise seyretmek eyleminden keyif alandır diyor ve bıkmadan usanmadan gözlemliyor 4 köşeli üçgen adlı kitabın ve aynı adı taşıyan filmin kahramanı ve ama dilini tutamadığı için hiç bir yerde tutunamıyor çünkü gözlemlerini açık yüreklilikle dile getirenler dünyanın hiç bir yerinde sevilmezler, bu ülkede ise vatan haini de ilan edilirler yahut da benim gibi Fenerbahçe düşmanlığıyla da.

Ben de bu camianın gözlemcisiyim, ciğerini biliyorum bu camianın ve eleştirmeye de devam edeceğim, düşünme eylemini zahmet olarak gören biatçı koyun sürüsü de, bu takımın hala şampiyonluk şansı var bi rahat bırakın diyen pozitivist orta yolcuları da sallamıyorum.

Bakın 4 puan fark bir şey değil, benim bildiğim Fenerbahçe 5 eksikle gider o stada ve Galatasaray’ı o stadyuma gömer ama bu iş oralara kalır mı??

Şimdi sen bir başkan olarak çıkacaksın ve diyeceksin ki biz şampiyon olacağız ama bu enerjiyi camiaya geçirebilmen gerek.

Kaleci Navas, Shakiri, Hazard, Dembele vs 3-4 tane adamı kiralayıp geleceksin ve kalan bütün maçları kazanacağız, yeterse şampiyon oluruz diyeceksin ama sen eldeki cüzi bütçeyi stoper Samet’e vs adını kimsenin bilmediği sol beke falan harcıyorsan bu iş olmaz, bunlar Ümraniyespor maçı analizinden daha önemli.

Biz bu satırlarda çok kez Jesus güzellemesi yaptık, ezeli rakip 10’da 10 yaptı, bu da sıradışı bir şey ve içinde hakem hatalarının olduğu bir seri, bugün puan olarak Fenerbahçe hala önde olsa başka şeyler de konuşulurdu, bu da bir gerçek ama Jesus’un da bu işte çok hatası var, sadece derbi maçlarındaki yanlış tercihleri değil olay..

Fenerbahçe elindeki malzemeyi tam doğru olarak kullanamıyor, biz Jesus’a iş öğretecek değiliz ama biz bu kadroyu biliyoruz, en basitini söyleyim mi?
4-5-1 oynarsın, Crespo-Zajc-Arda’dan oluşan bir orta saha yaparsın, her ne olursa olsun Emre’yi de oraya yazarsın, diğer oyuncuların kim olduğunun bir önemi yok. Biz bu sistemi bu oyuncularla gördük, Jesus’un getirdiği oyuncuların hiç biri oynamasa da olur hatta oynamasa daha iyi olur; King hariç diyene de saygı duyarım..

Bugünkü kadroya baktığımızda Jesus’un inadından vazgeçmediğini görebiliyoruz, orta sahasız çıkmış yine. Arao- Crespo üretemez, üstüne bir de Briyantinli Hayalet’i koymuş. Batsuhayi de yokları oynuyor, bu takım nasıl üretsin? Rakip çok zayıf, hücuma çıkamıyor ve defansında da gedikler veriyor ama maçın ilk yarısı 0-0 bitiyor, kusura bakmayın ama Jesus falan anlamam ben, tercihler yanlış, armut gibi ortada her şey..

Maçın başından 30.dakikaya kadar Fenerbahçe çok üstündü, her şeye rağmen çok da pozisyon buldu ama atamadı. Rossi’nin aynı atakta 2 pozisyonu vardı, birini kaleci çıkardı, diğerinde tam yetişemedi ama Valencia’nın kendi yarattığı ve kendi atamadığı bir pozisyon var ki üstüne çok konuşulmalı çok da düşünülmeli.

Valencia topu inanılmaz getirdi, tek başına topla defans arkasına sarktı, o esnada Batsuhayi ofsayta düşmemek için bekliyor da bekliyor, Valencia da kariyerinin en güzel gollerinden birini atmak istiyor haliyle, o topu zamanında vermiyor Valencia ve sonra Batsuhayi ofsayta düşmeyi başarıyor ve kaleci topu alıyor. Bu pozisyon Fenerbahçe’nin forvete ihtiyacı olduğunun adeta ispatı. Sonra dersin ki bu maçın ilk yarısı nasıl böyle biter?

Biter tabii ki. 2 ön libero ile oynuyorsun, kreatif orta saha yok, oyun kurucun sağ bekin, sol bekin kayıp, sağ açığın sahada yok.

İkinci 45 dakikaya Jesus Emre Mor- Crespo değişikliği ile başladı, en azından ön liberoları teke düşürmüş oldu. Emre Mor’un girişi ikinci yarıda sahayı çok parselleyen Ümraniye takımının dengesini bozdu diyebilirim. Zajc’ın da oyuna girmesiyle beraber Fenerbahçe daha bilinçli ataklar geliştirdi diyebilirim ama rakip de özgüvenli oynamaya başladı. Szalai’nin uzun topuna Batsuhayi’nin attığı gol Fenerbahçe’ye bir oh çektirdi ama bir kaç dakika sonra bir benzerini Umut Nayır Fenerbahçe ağlarına gönderince sezonun en stresli maçına dönüştü bir anda..

Serdar Dursun hamlesi geldi Jesus’tan, doldur boşalt havası esmeye başladı, takımda yorgunluk belirtileri başladı ve Emre’nin getirdiği bir topta Glumac topu karambolde kendi ağlarına gönderince kâbus bitmiş oldu..

Ümraniye maçı için bu kadar yorum yazacağımı aklımın ucundan geçirmemiştim, küme düşmüş takıma karşı bu kadar zorlanan bir şampiyonluk adayına aday falan demem..

Son haftalarda takımı ipten alan iki oyuncudan biri Emre’ydi, yine ipten aldı ama formasına ancak 70.dakikada kavuştu.

Bir diğer oyuncu Arda ise hiç oynamadı. Jesus’un Arda’yı ola ki bir gol veya asist yapar endişesiyle oyuna almadığına yüzde yüz eminim ama ispat edemem..

Jesus’un 11’i de sistemi de, tercihleri de yine çok kötüydü, Batsuhayi’yi sahada tutmasını anlarım ama Rossi, Lincoln ve İrfancan’ı bu kadar sahada tutmasının izahı yok. Arda ve Zajc bu formayı sonuna kadar hakediyor, Zajc yine golle burun buruna geldi..

Sezon başında çok güzel şeyler yazdık ama Fenerbahçe’nin Jesus’la şampiyon olabileceğine ihtimal vermiyorum artık, hadi biri transfer yapmıyor, takımı çöp çekirdekle dolduruyor ama diğeri de inatçı ve egolu..

Samet’in Fenerbahçe stoperi olamayacak kadar ağır olduğu da ortaya çıktı, kalesine gelen iki topta da seyirci kalan bir kaleci var, bu takıma kaleci lazım değil diyen hoca hoca değildir, almayan başkan da kusura bakmayın bostan korkuluğudur olsa olsa. Ben ikna oldum, ikisiyle de olmaz..

mail: bruno.monte@abcspor.com

twitter: @BrunoMonte1907

YORUM YOK

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz