TOLGA AYKUT27 Nisan 2014 tarihinde Bağdat caddesindeki GS Store’un Fenerbahçeli olduğu iddia edilen kimselerce yakılmasının ertesi günü Facebook’da profilimin duvarına aşağıdaki yazıyı yazmıştım. “Bağdat caddesindeki GS Store’un yakılmasının insanlık nezdinde açıklanacak hiç bir tarafı yok ama ben bu şiddeti gerçekleştirenlerden çok, bu öfkeyi, bu nefreti, takımlar arası bu kör rekabeti medya yoluyla insanlara pompalayanlara kızıyorum.

Futbol sadece futbol değildir gibi saçma sapan cümlelerle aidiyet duygusu peşinde koşan, eğitimsiz, içindeki şiddeti nereye boşaltacağını bilemeyen, kalabalıklardan güç alarak her türlü taşkınlık için kendini haklı gören zavallı kitlelere, maddi çıkarlar uğruna verilen gazların sonucu bunları yaşıyoruz. Futbol, futbolcu için bir spor ve bir dönem bir gelir kapısı, teknik heyet ve idari kadrolar için bir meslek, yöneticiler için bir sosyal hizmet ve prestij, taraftarlar içinse bir oyundur.

silah 20Futbolun bundan daha büyük bir şey olduğunu iddia edenlerin zekalarından şüphe ederim. Böyle gaz vermeler devam ettiği ve medyanın da sorumluluk alarak işi yumuşatmadığı sürece başka takımın formasını giydi diye adam öldürülen bir ülkede, mağaza da yakılır, daha büyük facialar da olur,”, Bu yazıdan aşağı yukarı 1 sene sonra daha büyük facialar da olur diye yazdığımız ve korktuğumuz dün akşam itibarıyla neredeyse başımıza geliyordu.

Fenerbahçe takım otobüsüne, Rizespor ile yaptığı maç sonrası Trabzon şehrinde ateş açıldı. Şöför direksiyon hakimiyetini kaybedecek kadar ağır yaralandı ve otobüsün içindeki güvenlik görevlileri direksiyonu kontrol ederek otobüsün muhtemel bir kaza yapmasını engellediler. Şimdi, herkese ateş açılacaktı, yok açılmayacaktı vs, bunlar spekülasyon ama gerçek olan bir şey var ki, şöförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesinden sonra güvenlik görevlileri aracın kontrolünü ele alamasalardı o otobüsün devrilmesi ya da kaza yapmasıyla kimbilir kaç kişi ölecek ya da yaralanacaktı.

silah 10Konuşacak ya da yazacak çok farklı şey yok aslında. Bu olay hayatın iyice önemsizleştiği, suçsuz yere hapislerde ölen insanların, makamlarında öldürülen savcıların, ekmek almaya giderken ölen çocukların olduğu bir ülkede son derece normal. Biz insanları sağduyuya davet ettikçe, arka planda insanlar beyinsizleştirilmeye ve robotlaştırılmaya çalışılıyor. Ben şahsen kendi adıma konuşuyorum, sporun her türlüsüne olan ilgimi kaybettim.

Bir Fenerbahçe taraftarı olarak futboldan daha önce hiç bu seneki kadar soğuduğumu hatırlamıyorum. Hele tüm imkanlara rağmen, Türk futbol takımlarının bu kadar kötü oynadığı bir yılı hiç hatırlamıyorum. Avrupa futbolunu seyrettiğimizde bizim takımlarımızın oyunu bana mahalle maçı ayarında bile gelmiyor. Bu vasat oyunun yanında passolig, takımların maddi olarak yetersizlikleri, yöneticilerin kralvari yönetimleri, cehaletleri ve medyanın futbolu sanki dünyanın en önemli şeyiymiş gibi aksettirmesi beni futboldan soğutan diğer etmenler.

silah 30Sözde tribün terörünü bitirmek için icat edilmiş Passolig sayesinde maçlarda stadların ne kadar az dolduğunu gayet yakından gözlemliyoruz. Maçlara kimse gelmeyince tribün terörü de olmamış oluyor ama spordaki terörün stadın içinde olmasına gerek yok. İşte şehrin ortasında takım otobüsü de taranabiliyor. Peki başta ben olmak üzere, bir çok tarafta futboldan bu kadar soğumuşken, maçlara bile doğru dürüst gitmezken, bu takım otobüsüne ateş etmeyi tetikleyecek motivasyon nerden geliyor? Bu olayda özellikle Trabzon yerel basınının ciddi hatası olduğunu düşünüyorum.

Belki de yıllardır yaptığı onca yatırıma rağmen şampiyon olamayan Trabzonspor takımının yöneticilerinin; “biz aslında bir kere olduk ama ondan da hakkımızı yediler” savıyla taraftar baskısını üzerinden atma girişimi, Trabzon yerel basınında Fenerbahçe aleyhine sürekli yazılar çıkmasına sebep oluyor. Fenerbahçe’nin şikeyle şampiyon olduğunu, esas şampiyonluğun Trabzon’un hakkı olduğunu şehirlerinde o kadar çok pompaladılar ki, o seneki Fenerbahçe takımından neredeyse geriye 3-5 futbolcu kalmış olmasına rağmen, konuyla alakası olmayan insanların canına kastedecek bir eylemi gerçekleştirecek bir motivasyon yaratılmış oldu.

silah 5Twitter’da “bir işi beceremediniz, gidin bir daha sıkın” gibi atılan tweetler de bunun en büyük göstergesi. Ok artık yaydan çıkmış vaziyette. Türk insanı aç, cahil, öfkeli ve dolduruşa müsait bir hale getirilmeye çalışılıyor. Gördüğümüz kadarıyla da bir kısım insanlar hali hazırda bu hale getirildi. Bir taraftan Gezi ruhuyla ezeli rakipler sağduyulu bir şekilde dost olmaya çalışıyor, diğer taraftan bunu istemeyen güçler tarafından insanlar, mezhep, din, dil, köken, tuttuğu takım, desteklediği parti vs gibi bir çok konuda da gruplaştırılmaya ve ötekileştirilmeye çalışılıyor.

Geçtiğimiz hafta büyük usta Kayahan’ı yitirdik. Kayahan’ın sık sık söylediği, albüm kapaklarına dahi yazdığı “yolu sevgiden geçen herkesle, bir gün bir yerde buluşuruz” sözü inşallah tüm ülkemizin mottosu olur. İnşallah tüm bu ötekileştirmeye karşı kazanan sevgi ve akıl olur. Umarım artık bir yerlerde daha büyük bir şey olmaz. Umarım yeni sezonda futbola, spora tekrar ısınacağımız günler gelir. Sevgiler.

tolga.aykut@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz