Nasıl sprint yarışları dediğimizde aklımıza ilk gelen atletler Jamaikalı ise, uzun mesafe-maraton yarışları konu olduğunda da açık ara Doğu Afrikalı atletler.

Peki hemen hemen tüm maraton yarışlarında podyumu parselleyen Kenya-Etiyopya ikilisinin sırrı ne?

Kendimizce, bilimsel bazı verilerle de süsleyerek, madde madde anlatmaya çalışalım:

* Ağırlık

50-55 kilo ortalamaya sahip, adeta kuş gibi tabirine uygun jokeyvari atletler, yani hafif olmaları ilk büyük avantaj. Özellikle uzun mesafe yarışlarında, 25 km’den sonra vücudun ayaklara yaptığı baskı önce 1.5, son 5 km civarında da 2-2.5 kata kadar artabildiği için, amiyane tabirle; siklet farkı önemli…

Mesela maraton dendiğinde, akla ilk gelen isim olan ve 2019 Ekim’inde, Viyana’da 2 saatin altına inerek tarih yazan Etiopyalı Eliud Kipchoge sadece 52 kilo.

* Yüksek Rakım Avantajı

Yüksek rakımda yaşadıklarından, diğer ülkelere göre avantajlılar. Yüksek rakımda spor yapıp, deniz seviyesinde koştuklarında oksijeni kaslara taşıyan alyuvarların sayısı artıyor.

Yani yüksek rakımda yaşayıp yüksek rakımda antrenman yapmak düşük rakımlı bölgelere göre çok daha zor ama bunu ağırlıkla koşmaya alışmış olmak gibi düşünürsek, düşük rakımlı bölgelerde yarış koşmak, Doğu Afrikalı sporculara çok büyük avantaj sağlayan diğer bir etken.

* Uygun İklim

Yüksekliğin fazla olmasına karşın iklim şartları neredeyse 365 gün koşmak için (antrenmanlara) çok uygun. Mesela Etiyopya’da hava sıcaklığı yılın büyük bölümünde 20-26 C bandında seyrediyor ve bol güneşli günler çoğunlukta oluyor.

* Laktik Asit Oranı

Doğu Afrikalıların kaslarında kasılma mekanizmalarını bloke eden metabolik artık olan laktik asit az oranda bulunuyor. Bu avantajları sayesinde de bir Avrupalı’nın koşacağı mesafeden yüzde 10 fazlasını onunkine eşit derecede oksijen tüketerek koşabiliyorlar. Bu da düz mantıkla, 42 km’lik bir yarışa yaklaşık 4 km önde başlamak gibi.

Yani diğer bir deyişle ; aynı mesafe bir koşuda çok daha az yoruluyorlar.

* Baldır ağırlığı

Baldırların kütlesini karşılaştırdığımızda, mesela bir Kenyalı’nın ortalama baldır (bacak) ağırlığının beyaz bir koşucununkinden 400 gram daha hafif olduğu kanıtlandı ve boylarına göre bacaklar gövdelerden (beyazlara göre) daha uzun.

Bu da onların tepeleri rahat çıkıp, nabızları geç yükselip, performans sonrası hızlı şekilde normale dönüp, uzun süre koşabilmelerini sağlıyor ve aynı boydaki bir beyazın 100 adımda aldığı mesafeye 90-95 aralığında ulaşabiliyorlar.

* Kumda koşmak

Kumda her türlü spor branşı; yürümek, koşmak hatta futbol, voleybol oynamak çok daha yorucu olduğu için… Hem buna alışmış kişilerin eklem ve tendonları çok daha kuvvetli oluyor hem de kum harici koşularda rüzgarı arkasına almış gibi avantaj sağlıyor.

Bunu, günün her dakikasını üstünde ağırlıkla geçiren ve buna alışan birinin kalan sürede o ağırlığı attığında, kendisini kuş gibi uçuyor hissetmesi gibi de alabiliriz.

* Topraklar

Kuşkusuz buna da evet. Hatta Doğu Afrika derken filtreyi daha da daraltıp iki ülkeye indirdik, ama orada da şampiyonların çoğunun coğrafi açıdan son derece dar bölgelerden çıktıkları unutulmamalı.! Mesela Kenyalı uzun mesafe atletlerin dörtte üçü, küçük Kalenjin kabilesinden çıkıyor. Etiyopya için de sadece 20.000 nüfusa sahip Bekoji bölgesi aynı şekilde…

Bu da uzmanlara göre; yukarıda da bahsetttiğimiz gibi, rakım yüksekliğinin oksijeni kaslara taşıyan alyuvarların sayısının artmasındaki önemli rolün kanıtı.

* Çok kaslı olmamanın avantajı

ACE geninin (Angiontensin-Converting Enzyme) dayanıklılık ve kas kapasitesiyle yakından ilintili olduğu düşünülüyor.
Fazla kas hareketi için daha fazla enerji tüketimi gerektirdiğinden, kasın az olması da avantaj sağlıyor. Kilometre başına enerjilerinden ortalama yüzde 8’lik bir tasarruf sağlıyorlar.

* Son olarak da Beslenme

Mesela yine yukarıda bahsettiğimiz Kalenjin ve Bekoji’nin 2500 metrenin üstünde rakımda bulunması ve hemoglobin miktarının çok fazla olması kadar, doğal kaynaklar nedeniyle demir içeren besinlerle beslenmeleri de dayanıklılıklarını artırıyor.

Yazımızı, aynı Jamaikalı atletler ve sprint yarışlarındaki başarıları konusunda olduğu gibi; resmi anlamamıza neden sorusunun cevabı tam olarak kanıtlanamamış da olsa, bu verilere daha eklenecek çok şey yazılıp çizilebilir diyerek, meşhur herkesin görüşü kendine sözüyle bitirelim…

Size göre belki en önemli etkenler biri ya da ikisidir, belki de hepsi. Ya da seneler sonra bilim geliştikçe hep beraber öğreneceğiz ki nedeni bambaşka bir şey yani hiçbiri…

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz