https://www.abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

SAHAYA ÇIKMADIK

Okunması Gerekenler

KIRMIZI HATTA DOĞRU

Kırmızı hatta belki de tarihinde ilk kez bu kadar yaklaşan Galatasaray, hayati önem taşıyan maçta sahasında Trabzonspor’u ağırladı. Maça çok...

YAZ KIŞ

Sorunlar onları yaratanların mantığıyla çözülmez diye bir laf duymuşluğum var.. Ali Koç burada olduğu sürece onun mantığı geçerli olacak demektir...

DÜZEN BOZULUNCA

Aslında ilk 45 dakika belki de son zamanların en ''eli yüzü düzgün'' topunu oynadık. Ne kadar eksiği olursa olsun Rıza...

Hafta arası skandal bir Euroleague maçı oynadı basketçilerimiz Alba Berlin karşısında. Hocamız Kokoshkov yorumunda: ”We didn’t show up” dedi, yani sahaya çıkmadık söyleminde bulundu. O gün demiştim ki kendi kendime: ”Hocam bu kaç etti, sahaya çıkmadığımız 5. maç oldu. Bu takım habire sahaya çıkmıyorsa kusura bakma ama bu sana yazar.”. Bugün Malatya karşısında da ilk düdük çaldığı andan itibaren bir baktım ki futbol takımımız da Erol Hoca’ya yazacak şekilde sahaya çıkmamış.

Hiç bir ikili mücadele kazanmayan, ilk toplara basmayan, rakibe hamle ve pas imkanı veren, top kendine geçtiği anda da hem yavaş hücum eden hem de defalarca basit top kayıpları yapan bir takım var sahada. Zannedersin ki takım ligden kopmuş, hedefsiz kalmış, kontağı kapatmışız. Gözlerime inanamadım, bu dağınıklığa hiç bir anlam veremedim.

Peki neydi bunun sebepleri? Bir defa fizik olarak resmen ezildik. Beşiktaş maçında da başımıza gelmişti bu, Konya maçında da. Cisse’nin arkasındaki üçlü Mert Hakan, Pelka , Ferdi, bunların üçü de teknik oyuncular ancak üçü de fizik olarak yetersizler. Merkez orta sahada zaten iki tane çok diri oyuncu Aquah ve Yussuf var Malatya’da, kanatta ise santrafordan bozma Adem ve Kubilay. Kağıt üstünde iki forvet Umut ve Tetteh te düşünüldüğünde çok ofansif bir kadro ama çok ta disiplinliler. Zaten geçen hafta Başakşehir maçını ”eğer teknik ekibimiz izlemişse” ne kadar düzgün alanları kapattıklarını görmüşlerdir. Ancak biz ise bu kadar fizikli bir takıma karşı fizik olarak yetersiz oyuncularla sahaya çıkmayı tercih ettik.

Bunun yanında Cisse yine kendisine gelen toplarda Slimani efekti yarattı, her gelen top kayıp olarak Malatya’ya geçti. Defansta ise Tisserand-Sadık ikilisi rakibe çok uzak oynadılar. Özellikle Tisserand bu konuda tam bir felaketti. Ben onun Wolfsburg’ta önüne transfer edilen iyi oyuncular yüzünden yedek kaldığını, maç temposunu bulduğunda bize çok katkı sağlayacağını düşünmüştüm. Açık söyleyeyim çok yanılmışım. Roman Neustaedter’e bile kızardım ben yumuşak kalıyor rakip santraforlara hep yüzünü döndürüyor diye. Bugün Tisserand’ın Tetteh karşısında düştüğü durumları görünce Roman’a ne kadar haksızlık ettiğimi anladım.

Defansın göbeğindeki diğer oyuncumuz Sadık zaten sol stoper olarak oyuna başlatıldığı için terste kaldı. Devre arasında onun oyundan çıkması ne kadar doğruydu ondan da emin değilim. Zaten Serdar’ın yokluğunda hava toplarında sıkıntımız vardı, Sadık-Sosa değişikliği ile biraz daha havadan güçsüzleştik. 2. devre başında yediğimiz 2. kafa golüyle de 3-0 geriye düştük. Sonrasında dile getirdiğim mücadele gücü düşük oyuncular ve 3 tane 35’lik oyuncu ile baskı kurmaya çalıştık. Haliyle o istediğimiz baskıyı bu kadro ile kuramadık. Fizik olarak ezildiğimiz, moral olarak yere serildiğimiz, skor olarak ta ağır şekilde yenildiğimiz bir maça şahit olduk.

Hani daha önce ”inceciler” ve ”koşucular” diye bir benzetmede bulunmuştum. İnceciler orta sahada çok ta sert olmayan , fazla basmayan takımlara karşı özellikle deplasmanlarda etkili de oldular ancak böylesine ”diri” takımlara karşı belki de ”koşucular” daha fazla yer almalıydı. Ama elbette bugünkü saha içi görüntüyü sadece oyuncu seçimleri ile açıklayamayız. İsterseniz 11 tane U-19 takımından genç ile sahaya çıkın, ”sahaya çıkmamış” gibi oyuna başlama hakkınız yok. Bu kadar kafaların dağınık olduğu, bu kadar kopuk, bu kadar yumuşak oynarsanız değil Malatya kim olursa olsun çıkar ve sizi yenip gider.

Maçın sonlarında bile Malatya top çevirirken doğru dürüst baskı yapmayan takımı görünce yine içimden dedim ki ”İyi ki seyirci yok. Büyük protesto olurdu”.
Ancak protesto olmamış olması bizim radikal bir değişiklik yapmamız gerektiğini değiştirmez. Bir şeylerin değişmesi lazım. Fenerbahçe üstüste 3 kez Kadiköy’de yenilemez. Bu kadar dirençsiz olamaz. ”Sahaya çıkmamış” gibi oyuna başlayamaz. Bunları üst üste yaparsa da radikal kararlar alınması maalesef kaçınılmaz .

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki İçerikBULUTSUZLUK ÖZLEMİ
Sonraki İçerikDERS HAFTASI

Son Haberler

KIRMIZI HATTA DOĞRU

Kırmızı hatta belki de tarihinde ilk kez bu kadar yaklaşan Galatasaray, hayati önem taşıyan maçta sahasında Trabzonspor’u ağırladı. Maça çok...

YAZ KIŞ

Sorunlar onları yaratanların mantığıyla çözülmez diye bir laf duymuşluğum var.. Ali Koç burada olduğu sürece onun mantığı geçerli olacak demektir bu, sorunun kaynağı belli aslında. 8-10...

DÜZEN BOZULUNCA

Aslında ilk 45 dakika belki de son zamanların en ''eli yüzü düzgün'' topunu oynadık. Ne kadar eksiği olursa olsun Rıza Çalımbay'ın takımları her zaman serttir,...

HULL CITY VE ACUN ILICALI

HULL CITY ve ACUN ILICALI Acun Ilıcalı’nın futbola olan ilgisini Acun Ilıcalı’yı ve futbolu takip edenler yakından bilir. Sıkı bir Fenerbahçe ve Erzurumspor taraftarı olan...

2. DEVRE GİBİ

Zor da olsa kazandık, hem de ligin en formsuz takımına karşı. Davul zurna ile oynayacak değiliz, hala eksiğimiz çok. Hala çok gerilerdeyiz ve hala...

Benzer Konular