https://www.abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

SIKIŞTIK KALDIK

Okunması Gerekenler

FASİH-İ MEHCUR

FASİH-İ MEHCUR Eskiler galat-ı meşhur fasih-i mehcurdan evladır derler. Günümüz Türkçesi ile anlatmak gerekirse günlük hayatta yaygın olarak kullanılan yanlışlar,...

BEYZBOLDA WILD CARD HEYECANI

Amerikan Beyzbol Ligi, MLB interaktif iki lig (Amerikan Ligi ve Ulusal Lig) ve her iki ligde beşer takımın oluşturduğu...

LİDERLİK GÜZELDİR

Liderlik güzeldir Neden mi güzeldir, çünkü itici güçtür, sizi hep orada olmaya iter. Kendinizle savaşırsınız ve altınızdaki herkesin birbirine yakın...

SIKIŞTIK KALDIK

3 gün önce Frankfurt’ta çok tempolu bir futbol oynamıştık. Ben de Avrupa’lı Fenerbahçe başlığını atmıştım yazıma. Peki ne oldu da bugün böylesine yavaş, böylesine temposuz, bu kadar yaratıcılıktan yoksun bir oyun oynadık?

Her şeyden önce Frankfurt bu sezon karşımıza galibiyet için çıkan ilk ciddi rakipti.
Ligde yaptığımız 4 maçta rakipler önce savunma amacıyla sahaya çıkmıştı. Frankfurt ise sahasında galibiyet istiyordu. Böyle olunca da pas trafiğini hızlandıracak alanları daha rahat bulduk. Başakşehir ise klasik bir Aykut Kocaman takımı olarak önce topun arkasına geçti. Boş alan bırakmadılar. İyi yardımlaştılar. Bir de üstüne erken gol gelince dirençleri iyice arttı. Kapalı savunmayı aşamadık bir türlü.

Bunu yapabilmek için ön alan baskısıyla rakibi top kaybına zorlayıp, onları dengesiz yakalayabilirdik. Bu maçta hemen hemen hiç yapamadık baskıyı. Belli ki son derece zorlu geçen son iki maç bizi biraz yıpratmış. Yaptığımız rotasyona rağmen enerji koyamadık sahaya. Aut çizgisine inip bir başka ”denge bozma” silahına başvurabilirdik. Onu da hiç yapamadık, çünkü çizgiye kadar inmek te enerji gerektiren bir iş. Yetmedi gücümüz. Özellikle en çok yıpranan Osai ve Ferdi bu konuda eksik kaldılar. Peki yaratıcı oyuncularımız, araya attıkları kilit paslarla arkadaşlarını pozisyona sokabildi mi? Maalesef o konuda da eksik kaldık. Muhammed sanki hep ”zoru” denedi. Pelkas sakatlığının izlerinden kurtulmuş gibi değildi. Biraz ”düz”kaldık özellikle ilk devre. Berisha da girdiğimiz az sayıda pozisyonda beklediğimiz bitiriciliği gösteremedi.

Ancak bana göre çok belirleyici faktörlerden biri sanki 8 numara pozisyonundaydı. Max Meyer o pozisyonda belki sıfır hata oynadı. Hiç top kaptırmamış bile olabilir. Tüm pasları arkadaşlarına gitti. Ancak acaba bu paslardan kaç tanesi dikineydi? Kaç pasta riske girip arkadaşlarını pozisyona sokmaya çalıştı? Bana sanki biraz Maldonado’vari bir oyun oynamış gibi geldi. Henüz fizik olarak tam hazır olmadığından dolayı fazla riske girmemiş te olabilir. Bunu anlayışla karşılıyorum. Ancak sezon başından beri Gustavo’nun yanında oynayan diğer oyuncular Zayc, Sosa veya Frankfurt’taki Mert Hakan daha fazla öne doğru oynuyorlardı. Rakip ceza alanına daha fazla girip, ara sıra şut denemesinde bulunuyorlardı. Meyer’den bunları hiç göremedik. Bu da hücumda biraz kısır kalmamıza sebep oldu. Benim gördüğüm önemli eksiklerden biri buydu.

Tabii ön taraftaki Berisha-Valencia-Irfan Can-Pelkas-Mesut-Rossi 6’lısından en etkili 3’lüyü bulmak çok önemli ilerisi için. İrfan Can şu an için sakatlığı yüzünden devre dışı. Kalan 5’linin 3’ü oynamalı bence. Buraya Muhammed ya da Osai’yi alınca yaratıcılık konusunda sanki biraz geri gidiyoruz. Maçın sonunda skoru korumak için ileride oynatabiliriz Osai ya da Muhammed’i ancak maça başlarken 4’lünün kenarları onlar için daha uygun gözüküyor . Elbette Mesut, Valencia, Rossi hepsi dinlendirilebilir. Bu tempoda hocanın onları koruması kadar doğal bir şey yok. Ama dediğim gibi bu maçta önce Muhammed sonra Osai’yi ön kısımda denemek bir de Max Meyer’in fazla garantici futbolu kapalı defansı aşamama konusunda belirleyici oldu.

2 hafta üstüste puan kaybı gelince tabii ki havamız kaçtı biraz. Bu kadar iyi başladığımız sezonda ciddi bir darbe yemiş olduk. Yeni sistem hemen tartışılmaya başlandı ki ben 3’lü defansın aksadığını düşünmüyorum. İşler iyi giderken ne dediysem şimdi de aynısının arkasındayım. 5’te 5 yaparak sezona başlarken herkes övgüler diziyordu. ”Önemli olan bir kaç puan kaybı geldiğinde de desteği sürdürmek lazım” demiştim. Aynı yerdeyim. Zaten nefes alacak vakit yok. Hemen perşembe günü Giresun maçı var. Bu tip maçlar kırılma maçıdır. Mağlubiyet sonrası gidersin maça, doldurursun tribünleri imkanlar el verdiğince. Sonuna kadar desteklersin takımını. O kötü günde verilen destek yıllarca anlatılır sonra, hatta bazen gelen şampiyonluğun yapıtaşlarından biri olarak senelerce yankılanır. O yüzden bugün kızalım takıma bizi üzdükleri için. Yarın biraz daha sakinleşip kendimize gelelim. Sonra ise imkanımız varsa biletimizi alıp ”kötü günde nasıl destek olunur” cümle aleme gösterelim.

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki İçerikKAZA DEĞİLMİŞ
Sonraki İçerikKAYBEDİNCE

Son Haberler

FASİH-İ MEHCUR

FASİH-İ MEHCUR Eskiler galat-ı meşhur fasih-i mehcurdan evladır derler. Günümüz Türkçesi ile anlatmak gerekirse günlük hayatta yaygın olarak kullanılan yanlışlar,...

BEYZBOLDA WILD CARD HEYECANI

Amerikan Beyzbol Ligi, MLB interaktif iki lig (Amerikan Ligi ve Ulusal Lig) ve her iki ligde beşer takımın oluşturduğu üç grup ile oynanır. Her...

LİDERLİK GÜZELDİR

Liderlik güzeldir Neden mi güzeldir, çünkü itici güçtür, sizi hep orada olmaya iter. Kendinizle savaşırsınız ve altınızdaki herkesin birbirine yakın olmasını istersiniz, puan kaybederek olması...

YORGUN LİDER

İşin içine Avrupa Kupası ve hafta arası lig maçları girince yıprandık. Hoca bazı bölgelerde rotasyon yaptı ancak bazı oyuncuların alternatifi olmadığı için rotasyona gidemedi....

İNANMAK KAZANMANIN YARISI

İNANMAK KAZANMANIN YARISI Marsilya deplasmanından alınan puan ile moralli bir şekilde Türkiye’ye dönen Sarı-kırmızılılar bekleme yapmadan bu sefer de Rize deplasmanına çıktı. Maça yine kadroda rotasyonla...

Benzer Konular