efeCruz ve Nicholls… Cruz ve Nicholls…

Canımıza okuyacaklarını tahmin etmek kolay da, akla gelenin başa gelmesi ağır yük bu vicdana…

Tarihimizin en büyük başarılarından biri, kıvama varamadan, hak etmediğimiz şekilde sonlandı.

Ama, biz de bir vakitler Rusya’nın, Sırbistan’ın ve daha nicelerinin canını tam da böyle yakmıştık ya hani,

Ona sayacağız demek ki…

Basketbol bu, basketbolun cilvesi,

Güzelliği…

Birsel’in Lara’ya asistiyle havayı döven yumruğumun, üç buçuk saniye ve bir Cruz sonra dizlerimin üstüne yığıldığımda yere abanıp bana destek oluşu bu..

Brezilya maçından sonra yine bir kez daha son topta faul hakkımızı kullanmayıp rulet oynayışımız, ve teknedeki çift sıfırlı yeşili buluşumuz bu..

Bahar’ı efektif kullanabilmeyi akıl edip bu minik detayı es geçerek kaderimizi değiştiren teknik ekibe selamlar…

40 dakika konsatrasyon bu yüzden şart, evet.

Herkes için. Her an için.

Hakemlerin Lara’nın doğranışına ses etmeyişine bizden giden naralar ve benzeri nidalar bunlar…

Birsel’in topu oyuna hatalı soktuktan sonra yaptığı enfes asistle tansiyonumuzun dengelenişi bir nebze,

Bir bölümü de Işıl’ın hayretler içerisinde buzzer-beater’a bakakalışı; hakkaniyetsizliğe, maç boyu Nicholls’ın, maç sonunda da arka arkaya 5 baskette Cruz’un atışlarına şans bahşeden Tanrı’nın adaletsizliğine yakarışı…

Ama kalanı…

Öylece, orada, yüzükoyun kalıyor işte…

Tebriklerin en âlâsı gelsin 80 milyondan size Periler…

Kusursuz takım yoktur, kusursuz insan yoktur.

Siz, kusurlarınızı örtercesine, el verdiğince mükemmeldiniz.

Lakin basketbol Tanrıları, o günü İspanyol dansıyla noktalamak istedi,

Hepsi bu…

 

Evet, yaramıza pansuman yapıldığına göre, Yarı Finaller’e geçme zamanıdır;


13925232_10153857847928946_5924740835861516060_nKADINLAR
:

İspanya – Sırbistan: İspanyollar olmasa, Sırplar’ın karşısına dikilen biz olacak… Bir dakika, bir dakika! Sırplar mı?! Hem de Avustralya dururken?! Evet! İşte içimizden gelen, ellerinden gelenle buluşabiliyormuş demek! Sırplar, geçen sene olduğu üzere bu yıl da, elenmenin eşiğinden döndükten sonra, destansı bir düellonun da ardından isimlerini yarı finale yazdırdılar. Bunun için kanlarının son ter zerresine dek savaştılar, Liz Cambage’a bir Ana Dabovic’le, bir Sonja Petrovic’le yanıt verdiler, aksamadılar, tavsamadılar. Penny Taylor’a, Laura Hodges’a, iki WNBA patentliye nefes bile aldırmadılar. Milovanovic asla yılmadı. Ve zafer, Sırplar’a güldü. İspanya karşısında ne yaparlar, derseniz, yine başa baş mücadele ederler (bunu, bize yenile yenile bizden öğrendiler). Galibi, Cruz, Torrens, Dabovic’ler, Xargay, Milovanovic ve Petrovic belirler. Yine gönlümden bir Sırbistan geçiyor, çünkü Avustralya da yokken, ABD’nin dilinden sadece onlar anlıyorlar..

 

Fransa – ABD: İki takım da sürprize mahal bırakmadı. Şimdi kapışma vakti, de, çok değişik şeyler görebileceğimiz şüpheli. Yacoubou – Gruda ikilisinin Griner’la boğuşması, emin olun ki Cambage – Griner kapışması kadar zevk vermez. ABD’yi (son periyotta tekleyecek olsa bile) favori görüyorum.

 

ERKEKLER:

6 Andrew Bogut (AUS)Sırbistan – Avustralya: Kadınlardaki mücadelenin katre kadarı bile görülmedi Erkekler’in çeyrek finallerinde. Bunun tek istisnası da, bizler gün doğumunu karşılarken oynanan (ve tabi ki nezih kanallarımızca yayınlanmaya layık görülmeyen) Hırvatistan – Sırbistan maçıydı. Son topta Raduljica, Saric’in silahıyla Saric’i engellemese (manidar), belki uzatmalara gidilecekti. Neticede gülen, Sırplar oldu. Bogdanovic’lerden Bojan ağladı, Bogdan güldü – hem ikisi de şahane oynadılar.

Peki, rövanşta neler olacak? Şahsen ben, böylesi tek maçlık elemelerde rövanşları sevmiyor, mümkününce çok sayıda farklı rakibin karşılaşmasını arzu ediyorum. Burada da Sırplar, ilk maça nazaran çok daha konsantre ve sürprizli taktiklerle çıkacaklardır sahaya. Lakin Avustralya (başlıca Delly) rehavete kapılmaz, Baynes de ahmakça değil, Litvanya maçındaki gibi oynarsa, her halükarda fizik avantajı Kanguruları 1-0 önde başlatıyor. Ama işi boşlarlarsa, o vakit basketbolda tek hücumda 1-0’ın 1-2’ye dönebildiğini görürüz yine. Özetle, favori Avustralya, plase Sırplar.

 

ABD – İspanya: İspanya da Sırp kadın takımının ilacını serpti üstüne; rezalet bir başlangıcın ardından Litvanya’ya 50, Fransa’ya 30 civarı farklar atıp ciddileştiler, silkindiler, toparlandılar. Gasol dün yokları oynarken, Mirotic ve genç Hernangomez spot ışıklarını iyi değerlendirdi. ABD’de de bir resmi tavır seyrettik aslında; Arjantin’e fark atmalarından öte, Durant başta olmak üzere pek çok oyuncu o lakayt tavrından nihayet kurtulmuştu. Biz bu iki dev ülkenin 2008’den beri kozlarını Olimpiyat finalinde paylaşmasına alıştığımız için, bu yarı finali biraz buruk seyredeceğiz. Öte yandan, ABD bu defa (düzgün tavırla oynadıkça) İspanya’ya karşı çok daha avantajlı. Burada ABD’nin kazanacağını öngörmek kolay, fakat ABD o kadar da kolay kazanamayacaktır.

 

12 Demarcus Cousins (USA)

 

Evet, Çeyrek Finaller bize de bir şeyler kaybettirdi; Perilerimiz madalyalarını kaybederken, erkek basketbolu da Tony Parker, Florent Pietrus, Mickael Gelabale, Robertas Javtokas, Manu Ginobili ve Andres Nocioni gibi basketbol ilahlarını son kez milli formayla parkelerde ağırladı, gözlerimiz nemlendi, yüreğimiz düğümlendi. Bakalım bu devlere kimler eklenecek, ve kimler altınla gümüşü hak edecek?

 

Olimpiyatlar bitti bitecek… Kalan maçlarda basketbol keyfimiz dağları aşacak neyse ki. Herkese iyi seyirler…

 

Yazarın diğer yazılarına erişmek için tıklayın

 

mail: efe.ozenc@abcspor.com

twitter: @efe_ozenc

Youtube: Turuncu ve Siyah Kadar Yuvarlak

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz